|
|
« OYUN İNCELEMELERİ »
Indusry
Giant 2. Evet adında Tycoon kelimesi yok ama inanın
katıksız, rafine, zor, uğraştırıcı, derin yani bir TYCOON
oyununda olması gereken her şeyi içinde barındıran;
arada kalmış, gözden kaçmış, umursanmamış ama bilenler
için tam bir Tycoon fırtınası. Amacım bu Tycoon güzelliğini
sizlere biraz olsun tanıtmak.
Industry Giant 2 (IG2) çıkmasını uzun süre beklediğim,
çıktığında oyun satıcılarında bir türlü bulamadığım,
sadece benim isteğim üzerine lütfen getirtilen bir oyun.
Belki üzerinde bu kadar uğraştığım için bana güzel gelmiş
olabilir mi diye düşünüyorum? Bu sorunun tek yanıtı
hayır. Bu siteyi ilk gördüğüm anda buraya IG2 yakışır
dedim ve hatta tüm Tycoon oyunları içinde adını görememek
beni biraz üzdü. İşte sırf bu yüzden bu inceleme yazısını
yazıyorum. Tekrar tekrar bilgisayarıma kurduğum her
yükleyişimde ayrı bir keyif aldığım bir oyun oldu IG2.
Peki ne var
bu oyunu bu kadar özel yapan derseniz hepsinden teker
teker bahsedeceğim. Aslında bir önceki cümle nerden
başlasam düşüncesi için yazıldı. 150 farklı ürün var
bu oyunda. Hammadde, yarı mamul ve nihai mamul olarak
karşımıza çıkan tam 150 farklı ürün. Oyunu ne kadar
komplike olduğunu anlatmak için oyun içinde yer alan
ve oyununu diğer bazı ürünlerine oranla kolay üretimlerden
biri olan şarap imalatını sizlere anlatmam yeterli.
Şarap, özünde hepimizin bildiği gibi üzümden mamuldür.
IG2 de ise bu basit gözüken ürünü imal etmek için önce
bir üzüm bağı (wineyard) kuruyoruz. Burada üreteceğimiz
üzümlerden şarap yapmak için bir adet Brewery (tam anlamı
bira fabrikası anlamına gelse de bir mayalanma evi olarak
düşünülebilir) kurmak gerekiyor. Bu fabrika şarap üretimi
için bir glass (şişe) istiyor. Peki şişe nasıl üretiliyor.
Önce haritamızda bizlere gösterilen bir kaynağa maden
kurmak gerekiyor (Surface mining), buradan çıkan Quartz
Sand ise Glassworks de işlenerek karşımıza Glass olarak
çıkıyor. Unutmadan her sebze ve meyvenin belli bir ekim
ve hasat zamanı var. Örneğimizdeki üzümler için bu tarihler
ekim zamanı Mart, toplanma zamanı ise Ekim.
Bu
kadar mı derseniz? Hayır. Tüm bu ürünler Brewery için
uygun bir depoda buluşturulmalı ve bizlere şarap olarak
sunulmalı. Burada bitti mi? Üzgünüm ama daha değil.
Buradan uygun bir şehirde açılacak satış mağazasına
(Grocery) ulaştırılmalı ve burada tüketicilere sunulmalı.
Bu ulaşım içinse klasik hava, kara, demir ve deniz yolu
seçenekleri karşımızda. Tamam değil mi? Her şey buraya
kadar. Ürünün pek çok bileşenini bir araya getirip ürettik,
nakliye imkanları yarattık, uygun mağaza açtık ve satışa
sunduk. Peki ya ürettiğimiz ürüne devlet yasağı konulursa.
Evet Amerikalıların 1900'lerin ilk yarısında uygulamaya
koyduğu ve günümüz MAFIA sının ortaya çıkmasına yarayan
içki yasağı bizleri vurursa. Yaptığımız bütün yatırım
boşa gitti demektir. İşte size kısa bir IG2 mamul üretim
tarifi. Ürünün üretiminden satışına kadar mükemmel bir
planlama ve zamanlama gerekiyor sizin anlayacağınız.
Oyun içinde akıp giden zaman ise ayrı bir handikap oluşturuyor.
Kimse içkinin yasaklanacağını önceden bilemez ancak
bahsettiğimiz zaman akışı farkı. Tarihler ilerledikçe
karşımıza teknolojik ürünler çıkıyor ve bunlar doğal
olarak bilimsel gelişmelerden etkileniyor. İlk çıkan
TV'ler zamanla yerlerini Renkli TV'lere bırakıyor. Telefonlar
evrimden payını alıyor. Zamanında fabrikanıza gerekli
değişimleri yapmazsanız bir süre sonra kimsenin istemediği
bir üründen depolarınızda yüzlerce buluna biliyor.
Moda ve mevsimlik değişimlerde oyunda çok önemli bir
yer tutuyor. Örneğin kimse kışın ortasında şişme bot
almıyor. Yaz aylarında da timsah derisi çantalar pek
rağbet görmüyor. Uç bir örnek olarak Noel Ağacı yetiştiriyorsanız
doğal olarak bu ağaçları sadece kış aylarında satabiliyorsunuz.
Başka neyi kontrol etmek istersiniz. Ben hemen size
yardımcı olayım. Ürünün satış fiyatını. Elinizde modası
geçmiş bir üründen çok fazla var. Ya atacaksınız ya
da bunları zararına da olsa elden çıkaracaksınız. Hemen
satış mağazanıza gelerek elinizde fazla olan ürünün
satış fiyatını düşürerek stokları eritme yoluna gidebilirsiniz.
Veyahut sezonu geçmekte olan bir ürün için sezon sonu
indirimlerle kasanızı biraz daha doldura bilirsiniz.
Üzgünüm ama fiyatını ne kadar indirirseniz indirin kimse
yazın ortasında Noel Ağacı almıyor ):.
Tycoon dediğin derin bir oynanışa sahip olmalı diyenlerdenseniz.
Bu oyunda istemediğiniz kadar dibe dalabilirsiniz. Kurduğunuz
fabrikalarda işçilere verilecek ücretlerden, fabrikanın
üretim kapasitesine kadar pek çok şeyi değiştiriyorsunuz.
Hatta buna mecbursunuz. Bir fabrika normal şartlarda
sizin isteyeceğinizden çok fazla yada çok az ürün üretebiliyor.
Bu gibi durumlarda ya ücretleri kısıyorsunuz, yada üretim
kapasitesini düşürüyorsunuz. Burada akla gelen en ekonomik
düşünce ücretleri kısmak olsa da dikkat etmeniz gereken
bir durum var. Ücretleri çok kıstığınız bir fabrikanın
yakınında ücretleri iyi bir fabrika varsa , düşük ücretle
çalışanlar greve gidebiliyor. Bu da bir başka IG2 inceliği.
Oyunun bir özelliği ise bence muazzam. Buda size istediğiniz
her şey olma imkanını sağlıyor olması. İster idealist
bir yumurta üreticisi oluyorsunuz. Az kazanıyorsunuz
ama hiç derdiniz olmuyor. İster kapitalist düzenin doymak
bilmeyen para babalarına katılıp bin bir türlü üretim
işlevleriyle boğuşuyorsunuz. Başarılı olursanız da zenginliğinize
zenginlik katıyorsunuz. Yani canınız ne isterse o olabiliyorsunuz.
Ben iyi gitar çalarım, keşke bir gitar fabrikam olsun
diyenlerdenseniz, belki inanmayacaksınız ama bu oyunda
bunu bile yapabiliyorsunuz.
Başka neler mi var? Senaryo dışında sonsuz oyunlardan
birini seçerseniz, kendi HeadQuarters (HQ) ınınz gelişimini
izleyebilirsiniz. Bu bana biraz Transport Tycoon'u hatırlattı
ancak bu oyunda farklı bir özelikle kazanacağınız luxury
bonuslarla kendi evinizi kurmanız. Basit bir kır evinden
Hollywood yıldızlarını kıskandıracak malikanelere kavuşa
biliyorsunuz.
Paranız fazla gelince istediğiz yere müzeden, hipodroma
kadar çeşitli yatımlar yapabiliyorsunuz. Bunlar hem
bu binaları kurduğunuz şehrin gelişimini hızlandırıyor
hem de size luxury bonus olarak geri dönüyor ve sizde
evinizi büyütme imkanına kavuşuyorsunuz.
Her
şey bu kadar zor ve karışık mı derseniz? Bence değil.
Oyunun oldukça ayrıntılı bir tutorial bölümü var. Bu
bölümde oyun hakkında hemen hemen her şeyi öğrenebiliyorsunuz.
Ayrıca oyun içinde yine oldukça detaylı hazırlanmış
bir ürün yardımı (product help) bulunuyor. Hatta bu
bölüm o kadar ayrıntılı ki ürünün üretimi ve tarihsel
gelişimi ile ilgili bilgiler bile burada mevcut. Bu
bilgiler ne işinize yarar bilinmez ama olurda çeliğin
nasıl üretildiği kafanıza takılırsa cevabı bu oyunda
bulabilirsiniz.
Oyun alışıla geldiği üzere iki ana bölümden oluşuyor.
Bunlar campaign ve Endless Game yani sonsuz oyun şeklinde.
Campaign bölümünde easy, medium ve hard olmak üzere
üç ayrı seçenek karşımızda. Her zorluk derecesinde pek
çok görev var. Görevler ne yazık ki çok tek düze. Bilmem
kaç yılının sonunda şu kadar paran olsun veya şirketinin
değeri bu olsun diyerek sizi oyuna bırakıyor. Burada
yine istediğiniz şeyi yapmakta serbest olmanıza rağmen
her zaman sınırlı bir üretim grubu size sunuluyor. Yani
her görevde oyunun temel üretim grubu olan et, süt,
yumurta üçlüsünü üretmenize izin vermiyor. Zorluk seviyesi
ilerledikçe size kurulu ve genelde batmak üzere olan
bir şirket veriliyor ve hadi şimdi bu durumdan kurtul
da görelim diye sizi onlarca fabrika ve araçla baş başa
bırakabiliyor.
İşte tam burada oyunun derinliğinin içinde kaybolmaya
başlıyorsunuz. Çoğu zaman pek çok fabrikanın arasında
ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Özellikle size kurulu
bir sistem verilirse şu nerdeydi, bu buraya nasıl gelecekti,
o fabrika şimdi neyi üretecek di derken işin keyfi biraz
da olsun kaçıyor. Gözden kaçırdığınız bir üretim faktörü
sizin felaketiniz olabiliyor. Çünkü bir fabrikada genellikle
birden fazla ürün üretebiliyor. Hatta bazıları (oyuncak
fabrikası gibi) on-on iki ürüne kadar çıkıyor.Bu ürünler
içinde bazıları nihai mal, bazıları ara mal oluyor.
Yani bazıları satışa hazır ürünler, bazıları ise bir
başka ürün için hammadde oluşturuyorlar. Bu durum bazen
insanı çıldırtan bir hale geliyor. Bir fabrikada deterjan
mı üretip satsam? Yoksa plastik üretip başka bir malzemeye
hammadde mi sağlasam? Derken kaybolup gidiyorsunuz.
Kayıp olmakta binaların da bize yardımcı olduğunu söylemek
gerek. Genelde zeminden ayırt etmek pek kolay değil.
Bir örnek isterseniz işte burada. İleri seviyede bir
campaign görevinde orman ürünleri üzerine kurulmuş bir
sektörü kontrolünüze alıyorsunuz. Mesela ben burada
orman içinde kurulmuş iki, üç adet oduncu kampını zeminden
ayırt edemediğim için bu elemanlar üretime devam etti
ve bir anda elimde haddinden fazla işlenmemiş odun birikti.
Bu odunlar depolarda yer kaplayıp işlenmiş ürünler için
yer bırakmayınca fabrikalar ürettiklerini depolayamamaya
başladı. İşlenmiş ürünü almak için görevlendirdiğim
gemiler ürünü depoda bulamayınca limanları tıkadı ve
istediğim ürünü ana depolarıma ulaştıramadı. Ben bu
arada satış mağazaları ve aralarında ki ulaşımı ayarlamaya
çalışırken şirket battı.
Hazır oyunun eksilerinden başlamışken bir başka durum
oyunun süresi. Oyun 1980 yılında bitiyor. Yani daha
fazla bir teknolojik gelişme göstermiyor. Gerçi bu durum
daha sonra çıkan 1980-2020 isimli eklenti paketi için
düşünülmüş. Bu eklentide yeni teknolojik gelişmeler
karşımıza çıkıyor. Ancak ne olursa olsun biz ilkini
oynadığımıza göre bu bizi ilgilendirmiyor.. Oyun 1980
de bitiyor sizde ööölece ekrana bakakalıyorsunuz.
Farkındaysanız bunca yazı sonrasında bile bir bilgisayar
oyununda en çok ilgi çeken grafik ve ses olayına henüz
deyinemedim. Bana kalırsa bir Tycoon oyununda önce oynanış
gelir ama adet olduğu üzere bunlara da değinmek gerek.
Grafikler tamamen 2D. Ancak oldukça iyi tasarlamışlar.
Su ve gökyüzü efektleri ise idare eder. Bence zaten
dalgaların kıyıya çarpışı pek bir şey ifade etmiyor.
Başka neler var derseniz, bazen istasyonların adı istasyonu
görmenize engel olabilecek kadar büyük olabiliyor. Gerçi
ayarlardan istasyon isimlerini kapatabiliyorsunuz ancak
bazı acil durumlarda zorluk çıkabiliyor. Grafik açısından
kendini tekrar eden klasik bir Tycoon. Yıllar geçtikce
fabrikalar değişse dersiniz ancak bu olmuyor. Onun yerine
yıllara uygun yeni binalar, yeni üretim faktörleri ortaya
çıkıyor. Ancak 1905'lerde kurduğunuz bir çiftlik 1970'e
geldiğinde hala aynı mimarisin koruyarak bir rekor kırıyor.
Diğer ticari binalarda aynı rekor için birbirleriyle
yarışıyor. Değişen tek şey ise şehirlerin dağılışı ve
şehirlerdeki binaların mimarisi. Fabrikalar olmasa bile
araçlar zaman içinde gelişiyor ve değişiyor. Daha hızlı
gemiler, daha az yakıt tüketen trenler gibi. Zaten buda
olmasaydı bu oyun için çok farklı şeyler düşünmeye başlardım.
Müzikler ise oyunu ilk oynamaya başladığınızda sizi
hemen oyunun içine çekiveriyor. Ancak oynadığınız bir
Tycoon olunca ve bilgisayar başında günler, haftalar
geçirmeniz söz konusu olunca belli bir noktadan sonra
kendini tekrarlayan bir asansör müziğine dönüşüveriyor.
Bu konuda en iyi çözüm kendi sevdiğiniz müzikleri oyuna
eklemeniz veya ayrı bir playlist olarak çalmanız. Oyun
öyle aman aman bir sistem istemediğinden arkada çalıştıracağınız
bir mp3 player pek sorun yaratmayacaktır.
Geldik son lakırdılara. Bu oyun Tycoon severler için
asla ıskalanmaması gereken, her zaman bir köşede tutulup,
ortada oynanacak bir şey bulunamadığında imdada yetişen
bir oyun olarak arşivlerde mutlaka yer alması gereken
bir oyundur. Şimdiye kadar oynamadıysanız hemen bir
yerlerden bulup oynayın. Ben bir yazıyla oyun falan
almam diyenlerdenseniz sitedeki demoyla bu oyuna güzel
bir başlangıç yapabilirsiniz.
Umarım bu sizlerle paylaştığım tek incelemem olmaz.
Ve yine umarım bu incelemeyi sizlerinde pek çok incelemesi
takip eder. O zaman bir sonraki inceleme de görüşmek
üzere demek daha iyi galiba….
Tan TACİROĞLU |
|
|